Kayıtlar

Mart, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İNOVASYON PARADİGMASI-1

Yenileşimi süreç olarak gören paradigma, yenileşimi patentli bir ürün gören teknoloji hayranlarının aksine arge merkezi çalışanlarının psiko-sosyal etkileşimine daha çok önem verir. Yenileşimin doğasını  anlamak için arge merkezinde çalışan yenileşimcilerin iç yapısını, inançlarını, ilişkilerini , düşünce modellerini, karekterlerini, başka arge merkezlerine bakış açısını incelemek ve kurum kültür yapısını iyi araştırmak gerekir. Ürün geliştirme şirketin mevcut teknoloji kapasitesindeki problemleri çözme ve müşteri taleplerine göre mevcut üründe boyutsal değişikliklerdir.Bu aşamada ki yenileşim stratejisi mevcut ürün ve teknoloji ömrünü uzatmaktan başka amacı yoktur.Ürün ve teknoloji ömrünü tamamladığında PARADİGMA kaymasına yol açar. Şirket üst yönetim finansal kaygılar ile mevcut teknoloji ve ürünü koruma çabaları yetersiz kalır ise şirket krize girer. Yatırımdan kaçınma veya geleceğin planlanamaması ,risk den kaçma şirket için OLAĞANÜSTÜ bir döneme sokar. Yenileşimi doğuran güç bu kr

inovasyon paradigması-3

Mühendis bilimi tekniğe indirger.Farklı uzmanlık alanlarında alınan bilimsel eğitim zamanla güncelliğini yitirdiği gibi hafızalardan da çalışma hayatına bağlı olarak silinir. İş hayatına girince organizasyonun size verdiği görev ve pozisyonla öğrenmeniz gereken konular farklılaşır. kalite mühendisliği işim olunca  six sigma,yalın üretim , kaizen gibi teknik sistemleri çok sayıda firmada uyguladım. EDWARD DEMİNG , ISHIKAWA , JURAN,FEINGENBEUM bizim kalite gurularımızdı. Yönetim danışmanlığı alanına girince bir felsefe prof. olan Peter Drucker dan Peter Senge ye bir çok yönetim gurusu idi zihinsel kayanğımız...MBA yaparak işletme yönetim konusunda işletme prof.larında ders aldım. Ama inovasyon konusunda gelince nasıl düşünüyoruz sorusunun yanıtını vercek bir iş ve kalite gurusu yoktu. BİLİM FELSEFESİ sınırlarında zihnisel olarak dolaşırken , İNOVASYON PARADİGMASI na geldim. Beni zihnen besleyecek kaynak bilim felsefe filozofları idi.Artık bilim felsefesine giriş yapmak gerekiyordu . Nerd

bilimsel yöntem nedir?

Resim
Bilgi Edinmede Bilimsel Yöntem nedir?  1) Kendi gozlem ve tecrubelerine dayanarak,  2) Guvenilir kisilerden (genellikle yasca daha buyuk veya toplumda konum olarak daha yuksek kisilerden) aktarilan tecrubelere dayanarak,  3) Bilincli bir bilgi edinme yontemi kullanarak (gunumuzde bilim) bilgi edinir. Kisinin dunya gorusu, kafa yapisi, dusunce bicimi, aliskanliklari ve kisiligi buyuk olcude yetisilen cevre tarafindan bicimlendirilir ve aile buyuklerinden, icinde yasanilan toplumdan, cevreden, arkadaslardan, ogretmenlerden, yasca buyuk ve konum olarak ustte bulunan kisilerden, otorite sembollerinden, dini karakterlerden, kisacasi guvenilen kisilerden edinilen bilgilere dayanarak olusturulur. Kisinin kendi gozlem ve tecrubelerinden edinecegi bilgilerin bile yasanilan toplumdan ve daha once yasamis kisilerin bulgularindan etkilenecegi goz onune alinirsa, eger bilincli bir bilgi edinme yontemi kullanilmiyorsa, edinilen bilgilerin hemen hemen her zaman disaridan hazir alinan ve bilincli bir

Ludwig Josef Johann Wittgenstein bilim felsefesine katkısı

Wittgenstein bir bilim felsefecisi olmamasina ragmen, 20. yuzyilin bilim felsefesi tartismalarina onemli katkisi olan bir dusunurdur. Ikinci donem Wittgenstein'in dil kavramsali birincisinden tamamen farklidir artik.  Insanlarin icinde yasadiklari dunyayi, ancak o dunyayi anlamli hale getiren bir dil dolayimindan gecirerek taniyabilecekleri icin, dili dogru anlayabilmenin yolunun onu olusturan kelimelerin "ne anlama geldigini" degil, onlarin "nasil kullnildigini" anlamaya calismaktan gectigini savunur. Kitabin konusunu olusturan "dil oyunlari"nin ne oldugunu aciklarken Wittgenstein, daha cok dilin nasil ogrenildigi, yahut ogretildigi uzerinde durur.  Wittgenstein, dil oyununu "icice gecmis dil ve eylemlerden olusan butun" olarak tanimlamaktadir.  Bir hareketin, davranisin anlami gibi, kelimenin, cumlenin yahut isaretin anlami da karsilik geldigi gerceklikten degil, ogesi oldugu yahut icinde yer aldigi sistemdeki konumundan kaynaklanmaktadir.

felsefe prof.PETER DRUCKER

Peter Drucker, Frankfurt Üniversitesi’nde okudu.  Keynes ve Schumpeter’den ders aldı.      Vermont ’ta Bennington Koleji’nde   felsefe  profesörü olarak ders verdi.   1945’te General Motors’u inceledi ve sonucunda  1950 ’de “İşletme Kavramı”başlıklı çığır açan kitabı basıldı. En önemli metni “Yönetim Uygulaması”  1954 ’te yayımlandı. Bu çalışmasında işletmeleri masaya yatırdı.  21 yıl boyunca  New York  Üniversite’sinde hocalık yaptı. 1975 ’ten itibaren 20 yıl  Wall Street Journal ’da aylık köşe yazarlığı yaptı. Claremont Üniversitesinde Yüksek Lisans öğrencilerine “İşletmede Drucker” dersi veren Joseph A. Maciariello, Drucker için, “Daireler halinde düşünürdü” diyor. Dehasının bir kısmı bağlantısız görünen öğretiler arasında ortak kalıplar bulabilmesinden kaynaklanıyor. Drucker’in yazdığı kitaplar akademik kaynak olarak kullanılmadı.  Akademik çevrelerin üretitiği gerekçe  lineer olmayan bir yaklaşımı olması ve  çalışmalarının ölçümlere dayanan araştırmalar içermemesi diye özetlene

BİLİM FELSEFESİ NE GİRİŞ

Bi­lin­di­ği üze­re, Ba­tı’da ger­çek­le­şen “Bi­lim­sel Dev­rim” sü­re­ciy­le baş­la­yıp yir­min­ci yüz­yı­lın ilk çey­re­ği­ne ka­dar ge­çen sü­re için­de, ev­re­nin iş­le­yi­şi­nin ak­lî te­mel­le­ri­ne ula­şıl­dı­ğı ge­nel ka­bul gö­ren bir dü­şün­cey­di.  Ev­ren, bu sü­re için­de ye­ni bir an­lam ka­zan­mış ve­ya an­la­şı­la­bi­lir­li­ğe ka­vuş­muş ve her za­man­kin­den da­ha faz­la eri­şi­le­bi­lir bir hal al­mış­tı. An­cak, bu du­rum çok uzun sür­me­di ve yir­min­ci yüz­yı­lın ilk dö­nem­le­rin­den iti­ba­ren, hem eş­ya­nın do­ğa­sı hem de bi­zim onu kav­ra­ma gü­cü­müz hak­kın­da­ki bu ge­le­nek­sel dü­şün­me bi­çi­mi­nin al­tı­nı oya­cak bir di­zi ge­liş­me or­ta­ya çık­ma­ya baş­la­dı.  Kı­sa­ca ifa­de edi­lir­se, za­man ve me­kân ya da mad­de ve ener­ji hak­kın­da­ki en te­mel ka­bul­le­ri­mi­zi teh­dit eden Gö­re­li­lik Ku­ra­mı’nın Eins­te­in ta­ra­fın­dan or­ta­ya ko­nul­ma­sı; Rus­sell’ın ma­te­ma­ti­ğin te­mel­le­ri­ni sar­sa­cak teo­rik pa­ra­doks­lar di­zi­si­ni keş­f

Nobel ödüllü biyolog Gerald Edelman insanın özü nedir?

Nobel ödüllü biyolog Gerald Edelman ile yapılan söyleşi, Discover dergisinin sitesinde 16 Ocak 2009 tarihinde yayınlandı.   Bilimde en derin sorulardan bir tanesi, aynı zamanda en az somut olanıdır.  Hisli olmak ne anlama gelir?  İnsanın özü nedir?  Tartışılan hususların ölçülmesi güçleştikçe çoğu araştırmacı duraksar, ancak Gerald Edelman tereddüt etmeksizin konunun tam içine dalıyor. Bir fizikçi ve antikorların yapısını açıklığa kavuşturduğu için 1972 yılında Nobel ödülü almış bir hücre biyoloğu olan Edelman’ın şimdiki gözdesi insan bilincinin esrarı.   Edelman’ın zihin kuramında, bilinç biyolojik bir olgu olarak ele alınıyor ve beynin doğal seçilime benzer bir süreçten geçerek geliştiği ileri sürülüyor.  Nöronlar bebeklikte çoğalarak birbirleriyle bağ kurar, daha sonra deneyim ile kullanışlı olan ve olmayanlar birbirinden ayrılarak yetişkin beyni çevreyle uyumlu hÃle gelir. Edelman bu modeli ilk defa 1977 yılında, Zürih havaalanında beklerken zaman öldürmek için kÃğıda dökmüş.  O za

çizgisel olmayan tarih

Meksikalı yazar, sanatçı, filozof ve bilim yazarı Manuel De Landa, günümüzün en ilginç, en yaratıcı düşünürlerinden biri.  Çizgisel Olmayan Tarih 'in iddialı bir projesi var: İnsanlık tarihinin çok önemli bir kesidini, enerji akışlarının, kayaların ve mikroorganizmaların tarihiyle iç içe anlatmak.  Bu projeyi gerçekleştirirken, modern doğa bilimlerindeki –çizgisel olmayan dinamikler, kendi kendine örgütlenme teorileri, yapay yaşam ve yapay zekâ, kaos teorisi gibi– yeni yaklaşımlardan, Deleuze felsefesinden ve Braudel tarihçiliğinden beslenen yazar, bu çabalarıyla bir "yeni materyalizm" anlayışının öncü ismi haline geldi.        Bu materyalist tarih, fiziksel, biyolojik ve sosyal/kültürel dünyaların tarihini, madde-enerji akışlarının maruz kaldığı katılaşma, hızlanma ve yavaşlama süreçlerinin tarihi üzerinden okuyor.   Bu yüzden de insanlık tarihini, içinde yer aldığı maddi dünyadan farklı biçimlerde etkilenen, ama aynı zamanda bu maddi dünyayı çok farklı biçimlerde etkile

iki kültür-C.P.SNOW

iki Kültür The Two Cultures, 1993 C. P. Snow C. P. Snow’un 1959’da verdiği Rede Konferansı, edebi entelektüeller ile bilim adamları arasındaki kültür ve anlayış farkı konusunda, hâlâ devam eden önemli bir tartışma başlatmıştı.  Tartışma giderek doğa bilimleri ile insan bilimleri alanında çalışanların birbirlerini anlamalarına engel olan  iletişim kopukluğu üzerinde yoğunlaştı; bilim ile teknolojinin toplum için önemi ve eğitimin geleceği konusunda bir tartışmaya dönüştü.  Snow’un, ana savlarını yeniden gözden geçirdiği İkinci Bakış’ı ve Stefan Collini’nin tartışmanın tarihsel geçmişini özetleyen önsözüyle birlikte,  İki Kültür , konuya kışkırtıcı bir yaklaşım. TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları 157 Charles Percy Snow İki Kültür isimli kitabında, sınırlarını ve etkilerini ayrıntılarıyla anlattığı iki farklı kültürü betimler.  Snow’a göre toplumda bilimsel kültür ve edebi-entellektüel kültür olmak üzere iki farklı kültür vardır.  1.TEKNİK KÜLTÜR:Bilimsel kültürün içinde bilim adamları, mühe