Kayıtlar

Şubat, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MICHIO KAKU-2100

http://www.youtube.com/watch?v=iwjsfhyKbeA&feature=related

enerji

Tuhaf gelecek ama kültürel, toplumsal, siyasi koşullarını bilmemize imkan olmayan ancak ne olursa olsun fizik kurallarına uymak zorunda oldukları için uzaydaki diğer uygarlıkları da tükettikleri enerjiye göre sınıflandırmak mümkün. Zaten yeryüzünden ölçebileceğimiz tek unsur bu.  Dünya dışı uygarlıkları enerji tüketimine göre sıralamayı 60’larda ilk ortaya atan Rus astrofizik uzmanı Nikolay Kardaşev, üç teorik tip önermişti. Aşağıda medeniyet tipleri, kullandıkları enerji ve somutlaştırabilmeniz için örnek olarak bazı bilim kurgu filmleri verilmiştir. 1. Tip medeniyet: Gezegen düzeyinde üzerine vuran güneş ışınlarını tüketir = 1017 vat (Flash Gordon/Baytekin’in dünyası) 2. Tip medeniyet: Yıldız düzeyinde güneşinin yaydığı tüm enerjiyi tüketir = 1027 vat (Star Trek/Uzay Yolu’ndaki Birleşik Gezegenler Federasyonu) 3. Tip medeniyet: Galaksi düzeyinde milyarlarca yıldızın enerjisini tüketir = 1037 vat (Star Wars/Yıldız Savaşları’ndaki İmparatorluk) Bu sıralamanın avantajı, muğlak ve dayana

singapur

Bilimden Yararlan Geleceği Yakala: Gelişmekte olan ülkeler, bilişim devriminin avantajından Batı’nın yaptığı hataları tekrar etmeyerek yararlanabilir. Gelişmiş ülkeleri bir sıçrayışta geçebilirler. Batı’nın zor yoldan yaptıklarını kolayca halledebilecek teknoloji mevcut. Artık cep telefonları en uzak yerde bile çektiği için, ülkeler her yere telefon bağlamak için servet döküp bir uçtan diğerine hat çekmek zorunda değiller. Eskiyen altyapıyı yeniden yapmak zorunda da değiller. Yenisini yapmak eskisini onarmaktan daha ucuz. Yüzyıl öncesinden daha düşük maliyete, son teknoloji altyapı sistemleri kurmak mümkün. Mesela Çin, Batı’nın yeni şehirler kurarken yaptığı bazı hataları yapmayarak akıllılık etti. Pekin metrosu Batı’da yaratılan bilgisayar teknolojisinden yararlanmakta. Gelişmekte olan ülkelerin özellikle bilimsel alanlarda geleceğe kestirmeden gitmesinin bir yolu da internet. Literatüre giren her makaleye internetten ulaşmak mümkün hale geldi. Üstelik artık bilim insanlarının dünyanı

Meta Kapitalizminden Entellektüel Kapitalizme

Meta Kapitalizminden Entellektüel Kapitalizme: Teknolojik gelişmeler sadece kapitalizmin işleyişini değiştirmekle kalmayacak, doğasını da etkileyecek. Başlıktan bu geçişin yönü de belli. Refah eskiden sahip olunan mallarla ölçülürdü ancak seri üretim, nakliyat, iletişim ve rekabetin artmasıyla fiyatlar da düşmeye başladı. 100 yıl önce İngiltere kraliçesinin ömründe görmediği şeyler soframızda. Meta kapitalizmin yerini alacak olan entellektüel kapitalizme tam olarak yapay zekanın ve robotların yapamayacağı şeyler dahil: şekil tanıma ve sağduyu. Günümüzde bilgi ve beceri rekabet avantajının tek kaynakları ve gelecekte de çok önemli olacaklar. Pek çok unsur rekabet denkleminden düşerken bilgi uzun vadede sürdürülebilir rekabet avantajının vazgeçilmezi haline geldi. Bu tarihi geçişin kapitalizmi temelden sarsacak olmasının nedeni, insan beyninin çoğaltılıp seri üretilebilecek bir şey olmayışı.  Yani, geleceğin değeri sağduyu olacak. Emtia üretiminden çok farklı bir biçimde, zihinsel/entell

geleceğin meslekleri

Meslekler Teknolojik gelişme ekonomide köklü değişikliklere neden olarak bazen sosyal kaymalara da yol açar. Her devrimin kazananı ve kaybedeni olduğuna göre yüzyıl ortasında bu daha belirginleşecek. Bilişim teknolojilerinin gelişimi meslekleri nasıl etkileyecek? Bunun cevabını makinelerin, robotların kısıtlamalarını göz önüne alarak verebiliriz. Yapay zekayı köstekleyen şekil tanıma ve sağduyu olduğuna göre gelecekte ayakta kalacak meslekler de bu ikisini gerektiren, yani robotların beceremeyeceği türden işler olacak. Mavi yakalılar arasında, üretim bandında çalışan işçiler gibi sırf tekrarlı işleri yapanların pek şansı yok. Bilgisayarların en iyi yaptığı şeyin hesaplayıp tekrarlamak olduğunu düşünürsek fabrikalardaki otomatik işleri tamamen devralacakları aşikar. Fakat mavi yakalılardan tekrarı olmayan şekil tanıma işlerini yapanlar, işlerini robotlara kaptırmayacak. Mesela, farklı suçları çözmeleri gereken polisler, geri dönüşüme gidecekleri ayırabilen çöpçüler, her seferinde başka

krize karşı bilim felsefesi

Patlayan balonlar ve Krizler 2008 mali kriziyle birlikte kimi tüm bu ilerlemenin bir yanılsama olduğundan, kimi de sistemin temelinde bir arıza olduğundan dert yandı. Tarihsel sürece baktığımızda beklenmedik şekilde şişen balonlar ve patlamalarını rahatlıkla gözlemleyebiliriz. Kaderin cilvesiyle insan ahmaklığının yan ürünü gibi görünmekteler. 2008 krizini inceleyen tarihçiler ve ekonomistler de insan doğası, açgözlülük, yozlaşma, mevzuat eksikliği, denetim zafiyeti gibi pek çok neden üstünde durdu. Oysa, bilimin merceğinden bakınca durum başka. Uzun vadede refahı güden bilimdir. Bilim olmadan bin yıl geriye gidip karanlığa gömülürüz. Bilim yekpare değil dalgalar  halinde gelir. Bir buluş diğerlerine yol açar. Böylece yeniliklerle ilerlemeler çığ gibi büyüyerek refah yaratır ve bu bilimsel dalgalar ekonomiye yansır.  Örneğin, ABD ve İngiltere’de 1780 sonrasındaki refah artışı sadece sermaye birikmesine değil, %90 oranında teknolojik buluşlara bağlıdır.  İlk büyük dalga buhar makinesiy

Teknolojinin Dört Evresi

Teknolojinin Dört Evresi Toplumların kalkınmasını sağlayan teknolojiler dinamik ve değişkendir; doğar, gelişir yükselir ve çökerler. Gelecek teknolojilerin nasıl değişeceğini anlayabilmek için teknolojilerin belli evrim kurallarına nasıl uyduğuna bakmakta fayda var. Kitlesel teknolojiler genellikle dört evre geçirir. Bu aşamalar kağıt, şebeke suyu, elektrik ve bilgisayarların evriminde görülebilir. I. Evrede, teknolojik ürünler çok değerlidir ve çok iyi korunur. II.  Evrede teknoloji çok sayıda üretilerek kişisel kullanıma girmeye başlar. III. Evrede ucuzlayarak herkesin ulaşabileceği hale gelir. IV. Evrede farklı çeşitleri ve uygulamaları çıkar, modaya dönüşür.  Bazı önemli icatlardan örneklersek: mesela kağıt ilk evresindeyken eski Mısır’da papirüsler rahiplerce korunur, Çin’de ise saray dışında kullanılmazdı. El yazmaları çok küçük bir azınlığın zimmetindeydi. İkinci evre, matbaanın bulunmasıyla çok sayıda insan kitap sahibi olabildi. Üçüncü evre, 1930’da kağıdın seri olarak üretilm

2100

Yüzyıl sonunda otomatik montaj tekniklerinde uzmanlaştığımızda çoğaltıcıların ticari uygulamalarıyla ilgili de düşünebileceğiz. Ancak olası sosyal etkilerini düşünürsek gerçekten de işte o zaman dünya artık bildiğimiz dünya olmaz. Çünkü kıtlık ve yoksulluk ortadan kalkar, toplumu belirleyen unsurlardan biri olan refah dağılımı değişir. Feodalizm bir avuç aristokratın yoksul köylülere karşı servetini korumasına dayalıdır. Kapitalizm enerjik, üretken insanların emeklerinin karşılığında ödüllendirilmesi, şirketler kurmaları ve zenginleşmelerine dayalıdır. Fakat eğer tembel, üretmeyen bireyler düğmeye basarak istediklerini edinebilecekse kapitalizm işleyemez hale gelir. Statü ve siyasi güç kavramları eriyip gider. Bu aynı zamanda kusursuz toplum kurmayı da akla getiriyor. Çoğaltıcı sayesinde daha önceki denemelerin yetersizlik ve kıtlık yüzünden eşitsizliğe, çöküşe neden olup başarısız olduğu ütopyaya ulaşmak mümkün olabilir. Sanat, müzik ve şiir serpilip gelişir ve insanlar hayallerinin p

Zihinsel İrade Gücü

Zihinsel İrade Gücü : Yüzyıl sonunda bilgisayarları ve dolayısıyla nesneleri zihnimizle kontrol edebileceğiz. Bu teknolojinin temeli atıldı ancak mükemmele ulaşması on yıllar sürebilir. Devrim niteliğindeki bu değişim, iki bölümde meydana gelecek: ilki zihin etrafındaki nesneleri kontrol edebilmeli;  ikincisi bilgisayar kişinin dileklerini yerine getirebilmek için onları deşifre edebilmeli.  Çığır açacak bu buluşun ilk denemeleri, felç geçirmiş veya beyin hasarı nedeniyle iletişim kuramayan hastalarla yapıldı. Beyne yerleştirilen cam bir elektrot veya ufacık bir çip sayesinde insan beyniyle bilgisayar arasında bağlantı kuruldu ve hastalar sadece zihin gücüylebilgisayarla kontrol edilen tüm işlevleri yerine getirebilmeyi başardı. Beynin hangi kısmının neyi kontrol ettiğini, hangi düşüncelerle ilişkili olduğunu, duyguların nerede yoğunlaştığını belirleyen hassas teknolojiler geliştirilmekte. Beyin dalgalarının ekosunu manyetik olarak analiz edip beynin üç boyutlu haritasını çıkarmak, oks

karma gerçeklik

Karma Gerçeklik Yüzyıl ortasına geldiğimizde gerçek ve sanal dünyanın bir karmasında yaşıyor olacağız. Gerçek dünya devamlı olarak bilgisayardan takviye edilen sanal görüntülere maruz kalacak. Bu siberdünya her şeyin tam olarak işlemesini sağlayacak. Bu durumun işyerleri, ticaret, toplum, turizm, sanat ve eğlence üzerindeki potansiyel etkisini ve nasıl yaşadığımızı fazlasıyla değiştireceğini tahmin etmek güç değil. Takviyeli gerçeklikle hemen her mesleğe değer katılabilecek. Uzmanlık gerektiren bir konu hakkında bilgi edinmek istediğinizde takviyeli görüş sayesinde anında gerekli bilgiye erişebileceksiniz. Savaşın da şekli değişecek. İnternet gözlükleri veya takviyeli görüş sağlayan kasklar sayesinde haritalar, düşmanın bulunduğu yerler, ateş rotası gibi detaylar her an askeri birliklerin gözü önünde olacak. Doğada bulunduğunuz yeri tam olarak bilmenin yanında gördüğünüz her bitkinin, hayvanın ismini öğrenebileceksiniz. Kısacası bir şeyleri ezberlemeye gerek kalmayacak. Yüzyıl ortasın

bilgisayar

Bu durumu anlamak için bilgisayar devriminin başdöndürücü başarısının bazı fizik kurallarına dayandığının farkına varmak gerek. Bunlar şu şekilde özetlenebilir. 1- Bilgisayarların baş döndürücü hızının nedeni, elektrik sinyallerinin ışık hızına yakın bir süratte hareket etmesi: Bir ışın saniyede yedi kez dünyayı dolaşabilir veya aya ulaşabilir. Ayrıca atoma gevşekçe bağlı olduklarından elektronlar kolayca hareket ettirebilir. Bu yüzden saçımızı taradığımızda, halıda yürüdüğümüzde statik yapışma meydana gelir. Elektronların gevşek bağlı ve müthiş süratli oluşları sinyalleri anında aktarmamıza imkan verir ki, geçen yüzyılın elektrik devrimini yaratan da budur. 2- İlkine bağlı olarak bir lazer ışınına yükleyebileceğiniz bilgi miktarının adeta sınırsız oluşu: Işık dalgaları ses dalgalarından daha hızlı titreştikleri için çok daha fazla bilgi taşıyabilir. Fiber optik kablolar sayesinde tek bir frekansta bile 1011 bit bilgi aktarılabilir. Bu demektir ki kablo için kanal sayısını ve kabloları

robot dr.

Tıbbi Bakım: Doktora gitmek yerine doktor ayağınıza gelecek. Muhtemelen, rutin kontrolleriniz duvar ekranınızda görünen robot yazılım tarafından yapılacak ve sıradan hastalıkları %95 oranında teşhis edebilecek.  Size özel bu robot doktor, sorunu saptamak için basit bir algılayıcıyı bedeniniz üzerinde gezdirmenizi isteyecek.  Belleğinde gen haritanız kayıtlı olacak ve risk faktörlerini hesaba katarak size sorduğu basit sorulara aldığı cevaplardan sonra uygun tedaviyi önerecek. Star Trek dizisindeki gibi hastalıkları hemen teşhis eden aygıt için 23.asra kadar beklememize gerek yok. Daha şimdiden, tonlarca ağırlıktaki MRI makineleri 30cm boyutuna indirildi bile. Sonunda cep telefonlarımız kadar küçülüp taşınabilir hale gelecekler. Böylece organlarınızın içini görebileceksiniz. Bu sayede, kanser dahil çeşitli hastalıklar tümör oluşumundan yıllar önce saptanabilecek. Siz farkında dahi olmadan günde birkaç kez sağlık kontrolünden geçeceksiniz. Tuvaletiniz, aynanız ve giysilerinizde bulunan D

elektronik kağıt

Duvar ekranlar ve Esnek Elektronik Kağıt: Geçmişte bilgisayar devriminin insanı yalnızlaştırıp makineleştirdiğinden şikayet edenler olmuştu. Aksine tanıdıklarımızı ve arkadaş çevremizi genişletmemize imkan verdi. Şu anda yalnız hissettiğinizde internette bir arkadaşınızla sohbet edebilir veya dünyanın başka bir ucundan biriyle poker oynayabilirsiniz. Gelecekte bunu doğrudan duvarınızdaki ekran üzerinden yapabileceksiniz. Ekranda dostane bir surat sizi karşılayıp tatil ve seyahat planlarınıza veya internet üzerinden uygun biriyle tanışıp buluşma ayarlamanıza yardım edecek. Bilgisayar teknolojisi sayesinde gelecekte uzaktakilerin 3 boyutlu tele- görüntülerini karşımızda görme imkanımız olacak. Bu sayede fiziksel olarak katılmanın mümkün olmadığı aile ve iş toplantılarında sanal olarak bulunabileceksiniz. Bir zamanlar fiyatı 10 bin dolar olan düz ekran TV’ler, on yıl içinde 50 kat ucuzladığına göre gelecekte tüm duvarı kaplayan ekranlar da önemli ölçüde ucuzlayacak. Bu ekranlar esnek ve i

2030

YAKIN GELECEK (günümüzden 2030’a kadar) İnternet Gözlükleri ve Kontak Lensler: Bugün internete bilgisayarlar ve cep telefonları aracılığıyla bağlanıyoruz ancak gelecekte internet, mobilyadan, reklam panolarına kadar her yerde olacak. Hatta gözlüklerimiz ve kontak lenslerimiz de çipli olacak ve göz açıp kapamakla internete bağlanabileceğiz. Bu, imajların mikrolazerle merceğe yansıtılmasıyla da gözlük camına eklenerek de mümkün olabilir. Bu teknoloji, kablosuz bir el aletiyle veya parmaklarımızın hareketine duyarlı bir sensörle kontrol edilebilecek. İnternet gözlükleri, bir kamera ekiyle her gördüğünüzü kaydedebilecek, şekil tanıma (pattern-recognition) yazılımıyla nesneleri ve hatta yüzleri tanıyabilecek.  Bunu %90 oranında becerebilen yazılımlar şimdiden mevcut. İleride, Terminatör filminde olduğu gibi karşınızdaki kişinin yalnızca ismi değil, özgeçmişi de gözlerinizin önüne gelebilecek. Bu eğitim sistemini kökten değiştirebilir çünkü öğrenciler sınavlarda sessizce internette dolaşıp c

Bilim iyiye de kötüye de kullanılabilen keskin bir kılıca benzetilebilir

Bilim iyiye de kötüye de kullanılabilen keskin bir kılıca benzetilebilir . Çözüm yarattığı kadar problem de yaratabilir. Dünyada şu anda birbiriyle yarışan iki akım var. Biri toleranslı, bilimsel ve gönençli bir gezegen uygarlığı kurma peşinde; diğeriyse toplumu bozma tehlikesi saçan anarşi ve cehaleti göklere çıkarmakta. Hala atalarımızla aynı bağnaz, köktenci, mantıksız tutkulara sahibiz. Fakat şimdi durum çok daha farklı; artık nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlarımız var. İlkel hırslarımız uğruna insanlığın ortak geleceğini feda edemeyeceğimizi anlamamız şart.  Hızla gelişmekte olan bilgisayar, telekomünikasyon, biyoteknoloji, yapay zeka ve nanoteknoloji gibi alanlarda meydana gelmesi muhtemel bilimsel yenilik ve buluşların insanlık medeniyetinin geleceğini değiştireceğine kuşku yok. Gelecekte doğaya seyirci kalmaktan çıkıp doğa olaylarını yönlendirebilecek güce sahip olacağız; ardından doğanın efendisi olmaya geçiş yapacak, ve nihayetinde doğanın koruyucusu olacağız. Umut edeli

Peki bilim ve teknolojik değişim insanlığı nereye götürüyor?

2100’e gelindiğindeyse, tanrılara özgü telekinetik güce sahip olup sadece düşünce gücüyle nesneleri  hareket ettirebiliyor olacağız.  Bilgisayarlar zihnimizi okuyarak isteklerimizi yerine getirebilecek hale gelecek. Biyoteknoloji sayesinde mükemmel bedenler yaratıp insan ömrünü uzatacağız. Nanoteknoloji vasıtasıyla bir nesneyi alıp bambaşka bir şeye dönüştürebilecek; görünüşte yoktan var edebiliyor olacağız. Neredeyse hiç yakıt kullanmadan havada süzülerek kendi kendine giden taşıtlar kullanıyor olacağız. Makinelerimizle yıldızların sınırsız enerjisindenyararlanır hale geleceğiz. Aynı zamanda yakın yıldızları keşfetmeye uzay gemileri göndermenin eşiğinde olacağız. Tüm bunlar hayal dahi edilemeyecek kadar uçuk gelse de bu gelişmelerin tohumları şimdiden atılmış halde. Peki bilim ve teknolojik değişim insanlığı nereye götürüyor?  Bu uzun yolculuğun varacağı son durak neresi?  Ticaret, kültür, dil, eğlence hatta savaş gezegen uygarlığının oluşumuyla köklü değişimlere uğramakta. İnsanlığın

DİJİTAL DEVRİM

Batı medeniyetinin bugünkü hale gelmesinin altında, Avrupa’nın doğa kanunları hakkındaki bilgiyi çok iyi kullanmayı becermiş olması yatar. Bunlardan birincisi, Isaac Newton’ın nesnelerin hareketinin mekanik kuvvetlere bağlı olduğunu açıkladığı Yerçekimi kuvveti; ikincisi Thomas Edison, Faraday, Maxwell ve diğerlerinin açıklanmasına katkıda bulunduğu Elektromanyetizm. Aydınlatma sağlayan, cihazlarımızı çalıştıran elektromanyetizmin keşfedilmesiyle peş peşe bilim harikaları yaratan elektronikdevrimi başladı. Üçüncü ve dördüncüyse; atom çekirdeğine ait iki kuvvet yani zayıf ve güçlü nükleer kuvvetler oldu. Einstein, E=mc2 formülünü bulduğunda ve 1930’larda atom parçalandığında, bilim insanları ilk kez yıldızları aydınlatan kuvvetleri, evrenin sırlarını anlamaya başladı. Bu sadece atom silahlarının dehşet gücünü serbest bırakmakla kalmadı, günün birinde bu gücü kontrol altına alabilecek hale geleceğimizin de sözünü vermiş oldu. Günümüzde bu dört kuvveti gayet iyi anlamış durumdayız. Birinc

Bilim 2100 yılına kadar insanlığın kaderini ve günlük yaşamımızı nasıl şekillendirecek?

Bilim 2100 yılına kadar insanlığın kaderini ve günlük yaşamımızı nasıl şekillendirecek? Hayatım boyunca, evrenin tüm fizik kurallarını tek bir tutarlı kuram çerçevesinde anlamayı ve geleceği görmeyi arzuladım. Sonunda bu iki tutkunun aslında birbirini tamamladığını fark ettim çünkü geleceği anlamanın yolu, önce temel doğa kanunlarını kavramak ve ardından bunları uygarlığımızı yeniden tanımlayıp ileriye taşıyacak icatlara, makinelere ve tedavilere uygulamaktan geçer. Peki, geleceği tahmin etmek mümkün mü?  Gelmiş geçmiş en iyi bilim kurgu yazarlarından biri olan Jules Verne, kendisi bilim adamı olmamasına rağmen, zamanının bilim dünyasıyla fazlasıyla haşır neşirdi. İsabetli tahminlerini ve vizyonunu bilimin toplumu kökten değiştirme gücünü kavramış olmasına borçluydu.  Leonardo da Vinci ise hem kendisi bir mucitti hem de zamanının önde gelen yenilikçi ve ileri görüşlü kişileriyle yakın temastaydı. Bu nedenle her ikisinin de geleceğe yönelik öngörüleri fazlasıyla tuttu. Bu geleneğe uygun

bilim felsefesi video sunum

Resim

beno kuryel-matematik-altın oran-estetik

Matematikçi, arı matematiği yararlı olduğu için araştırmaz; onu araştırır çünkü ondan haz alır ve ondan haz alır çünkü o güzeldir. Henri Pioncaré Matematiksel bilimler özellikle düzen, simetri ve kısıtlama gösterir; bunlar da güzelin en büyük biçimleridir. Aristoteles Giriş Felsefelogos’un 2001/1 ve 2. sayılarında ele almaya çalıştığım matematiğin felsefesine bu kez de estetik bileşenini ekleyerek tartışmayı genişletmek istiyorum. Yukarıda yer verdiğim Pioncaré’nin sözleri biraz abartılı da olsa matematikte estetik bir bileşenden söz etmemiz için oldukça çok neden vardır. Bir matematikçi ve mühendis olarak Pioncaré, matematiği fiziksel bilimlere uygulayarak bire bir yaşamış ve doğayı anlama uğraşında onun kültürel boyutlarını görebilmiştir. Ne yazık ki, matematiği yalnızca bir araç olarak gören ve bugünün eğitim paradigmasına egemen olan pragmatik bakış açıları bu çok yönlü kültürel etkinliği hiçe sayagelmiş ve saymaktadır. Matematikçilerin çoğu ne matematiğin felsefesi ne de pedagojis

Sadece doğa değil zihinlerimizde kirli

Ege Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (EGESEM)'in 'Bilim Tarihinden Esintiler' adlı semineri EÜ Atatürk Kültür Merkezi'nde(AKM) gerçekleşti. EÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Beno Kuryel'in konuşmacı olarak katıldığı seminerde çevre, bilimsel bilgi, eğitim ve bilinçlenme konularında bilgi verdi. Prof. Dr. Kuryel, “Toplumsal Eğitim ve Bilinçlenme Etkinlikleri” kapsamında gerçekleşen seminerin bir bilim felsefesi dersi niteliğinde olduğunu belirtti. Kültür süreçleri, tarihsel devinim ve bilgi süreci alt başlıkları ile devam eden seminer yaklaşık iki saat sürdü.   Prof. Dr. Kuryel, “Biz bildiklerimiz üzerinden düşünür, düşündüklerimiz üzerinden bilgiyi üretiriz. Her bilgiye 'bilgi' demek mümkün değildir. Modernite, bilimin bize sarsılmaz bir yapı olduğunu öğretmiştir. Halbuki bilim bir heyecan, bir merak, bir yaratıcılık ve yaşama arzusundan kaynaklanan bilme isteğidir” dedi. Özellikle son yıllarda doruklara çıkmış bir teknolojiden bahseden Kuryel

BENO KURYEL ile BİLİM FELSEFESİ

Resim
Moderniteyle beraber uzmanlaşmanın geliştiği bir süreç yaşadığımızı ve bilginin derinleşmesi için uzmanlığın kaçınılmaz olduğunu belirten Kuryel, uzmanlıklar arası işbirliğinin de üzerinde durdu. Haber Prof. Dr. Beno Kuryel’le “Bilim Felsefesini Tartışmak” Per, 15 Nis 2010 14:40:00 | Teknoloji Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Beno Kuryel, EÜ Ziraat Fakültesi Söyleşi Günleri kapsamında Egelilerle "Bilim Felsefesini Tartışmak" için buluştu. Bilim felsefesinin bir akademi için çok önemli olduğunu açıklayan Prof. Dr. Kuryel, bilimin derinlemesine bilgi üretebilmesi için özgür bir alan tanımlamak zorunda olduğunu savundu. "Felsefe özgürdür" diyen ve felsefenin bilim olmadığını söyleyen Prof. Dr. Kuryel, "İstikrar bilginin bir niteliğidir. Her istikrar süreci ise kendi duvarını yani statükosunu yaratır. Felsefe de bunu sorgular. Felsefeden anladığımız, bilginin sorgulanmasıdır" diye konuştu. Moderniteyle beraber uzmanlaşmanın gelişti

Neden Bilim Tarihi ve Felsefesi?”

İZMİR(Ege Ajans)- Ege üniversitesi Sürekli eğitim Merkezi (EGESEM) tarafından düzenlenen Halk Günleri kağsamında 26 Ekim 2011 tarihinde Atatürk Kültür Merkezi Seminer Salonunda “ Neden Bilim Tarihi ve Felsefesi?” konulu etkinlik gerçekleşecek. Saat 18.00- 21.00 arasında yapılacak ücretsiz etkinlikte Beno Kuryel konuşmacı olarak dinleyicilerle buluşacak.(EO/OK)

Bilim-Felsefe Köprüsünün Önemi nedir?

Beno Kuryel Bilim-Felsefe Köprüsünün Önemi Bilim, genel olarak neredeyse herkesin, yargılamadan ve sorgulamadan üstünlüğünü kabul ettiği bir olgu. Peki nedir bu üstünlük, neden ve neye göre üstünlük? Böylesine bir üstünlüğü tanımlamak olası mı? Haklı olduğumuzu kanıtlamak için hemen bilimin arkasına sığınmamızın koşulları nedir?  Böyle bir ideoloji yapılanmasının, tarihsel süreç boyunca toplumsal oluşumların eğitsel, ekonomik, siyasal, kültürel ve geleneksel yasam etmenleriyle ilişkileri ne oldu? Bilimsel çalışmaların etik yanı var mı? Sayısız sorularla sürdürebileceğimiz bu tartışma, bilim felsefesinin kendisi. Yani, bilimin felsefeden koparılamayacağının göstergeleri. Özellikle son 300 yıl içinde bilimi, felsefeden ayırarak ona yapay bir üstünlük sağlayan koşulları tartışmak gerekmez mi? Örnegin, atom fiziği araştırmaları atom bombasına neden olmadı mı? Evet. Atom kuramının ayrıntılı bir açıklanmasını, 1940'larin baslarında atom enerjisinin bir bomba olarak üretilebileceğinin gör

"rational decision making

Human Issues in Production Planning ve Scheduling adlı bir 30 kişilik bir grup ve son 6 senedir buluşuyor Kuzey Avrupa da. Katılanlar OR, POM, Industrial Psycologist, Cognitive Scientist, Social Scientisler, ITler. İlk konuşmacı felsefe ağırlıklı idi "rational decision making" çok geriler de kaldı ama hala ona inanları bulabilirsiniz dedi. Bunca sene EM eğitimi "rational DM" üzerine kurulmuştu sanırım. Benim "main motivation" bu konulara eğilmem için yönettiğim endüstri projelerin büyük bir kısmında uygulamalar çok başarılı olmadı veya başarı kısa sürdü. Yani "modeller" geliştirip bu iş böyle çözülür demekle işler çözülmüyor. İnsanı "external" bir faktör olarak görmektense onu da çözümün bir parçası yapmak lazım. Endüstri Mühendiliği/OR açısından bu bizim modelleri değiştirmemizi/yeni modeller geliştirmemizi gerektiriyor. Subjective karar verme endüstri deki gerçeğin parçası. Royal Society'de bir "prize lecture"a gittim.

THOMAS KUHN "paradigma" nın dört kurucu öğesi nedir?

 Thomas Kuhn'un felsefesindeki en yaygın kavram, “paradigma” kavramıdır. Kuhn'a göre bir paradigmanın başlıca dört kurucu öğesi vardır:   1 . İlk öğeye “simgesel genellemeler” ( “symbolic generalization” ) adını verir.   Bunlar, doğa yasalarını andıran, ancak bilim adamlarınca tanımlama olarak anlaşılan önermelerden oluşur.  Bu önermeler sınamaya tabi tutulmaz.  Simgesel bir genelleme yanlışlanamaz.  Örneğin Newton'un ikinci yasası (güç - kitle x hız) uzun bir süre gücün tanımı olarak; Ohm yasası da (iletkenlik = gerilim/direnç iletkenliğin tanımı olarak anlaşılmıştır. Bugün de geçerli olduğuna inanılan bir başka örnek, «hız = mesafe/zaman», önermesidir. (Bu önermenin yanlışlandığı düşünülebilir mi?)   2. İkinci kurucu öğeye Kuhn, metafizik öğe der. Şu tür inanışlardan oluşur:   Isı, hareket enerjisidir; algılanabilir olayların nedeni atomlardır, güç alanlarıdır, vb.; bir gazın molekülleri rasgele hareket halinde olan küçük, esnek bilardo topları gibi davranır, vb.   3. Kuh